Gurme||Orhangazi||Orhangazi Köyleri
||Orhangazi Firma Rehberi||Orhangazi İş İlanları
27 Haziran 2017 Salı 09:46 - Orhangazi Haber ve Bilgi Portalı
Üye Girişi
Üye Adı: Şifre:  

Şimdi siz de Google Map'e kayıt olarak firmanızı bulunabilir yapın. Firmanızı Google Maps'e kayıt edelim arayanlar sizi Google Maps'de Bulsun...
English French Deutsch Turkish
Ana Menü
Orhangazim
Orhangazim.net
Üyeler İçin
Belde ve Köyler
Emrah AKIN
Emrah AKIN

Tarih : 17.03.2010
Kelime Sayısı : 1286
Okunma Sayısı : 1873
Yazdırılabilir Sayfa

Çocuğun Eğitiminde Kullanılan Metotlar

1. Manevi mükafat ( sevgi, ilgi, övme, tebrik, takdir ) yerinde ve zamanında kullanıldığında çocuk ve öğrenci üzerinde oldukça olumlu etki yapmaktadır.

2. Maddi mükafat kişiye başarının karşılıksız kalmadığını ve olumlu davranışlarının mutlaka değerlendirilerek takdir edildiği hissini vermekte ve sonuçta, ve yaşadığı bu hazzı kendisine verilen armağan ile uzun zaman hatırlayabilmektedir.

3. İstenmeyen davranışta bulunan öğrenciyi sevgi ve ilgi azaltma,tenkit,uyarı, kınama, arzu ve isteklerini yerine getirmeme gibi cezalarla cezalandırılabilir. Ama disiplin yöneltmeliğinde bile olmayan kişinin ruh alemini önemli ölçüde etkileyen azarlama, hakaret ve dayak ile asla cezalandırmamak gerekir.

4. Özellikle hassas, konuşmayı ve çevresini seven çocuk veya öğrencilerin manevi cezanın en hafifi olan sevgi ve ilgi azaltma türünden ders aldığı görülmektedir.

5. M. Fabius Quintihianus, eğitim ve öğretimde bedeni cezalar verilmesine karşı çıkarak, çocukları hiçbir zaman dövmemeyi, dayağın çocuğu yüzsüz ve korkak yapacağını , uyarı ve azarlama ile uslanmayan çocuğun esirler gibi dayağa da alışabileceğini savunarak dayak cezasına başvurmayı öğretmenlerin kayıtsızlığına bağlamaktadır.
6. Öğrencileri bir şeylerle meşgul etmek ve bu meşguliyetleri esnasında onları devamlı denetim altında tutmak suretiyle disiplin metodu izlemek.

7. Öğrencilere güzel şeylerin öğretilmesi, iyi tasarımlar ve öğütler aracılığıyla demokratik bir anlayış şemsiyesi altında baskı ve cezalandırma, dayak ve kötü sözler olmayan ölçülü bir disiplin ile yapılması lazımdır.

8. Çocuğa emir vermekten kaçınıp, otoriter bir eğitim tarzını değil, güler yüzlü ve yumuşak olarak ılımlı bir eğitim seçilmelidir.

9. İyi ders vermenin sırrı eğitimde ciddiyet ile şefkati birleştirerek kullanmaktadır.

10. Çocuk ne emir vermeli ne de emir almalıdır.

11. Eğitimde sınır ve sinir olmamasına dikkat edilmelidir.

12. Çocuk belki ailesinden aldığı cezaları affedebilir. Ancak cezayı hak ettiğini takdir etse bile bunun yabancı bir şahıs tarafından verildiğini gördüğü anda üzülerek isyan eder.

13. Çocuğa yapılan en büyük cinayet, çocuğu eğitmek amacıyla rahat bırakmamaktır.

14. Çocuk dış etkilerle değil, kendi kendini eğitip olgunlaştırmalıdır.

15. Disiplinsiz okullarda kör kuvvet, zulüm ve baskı hakim rol oynamakta ve karakter teşekkül etmemektedir.

16. Okulu aileye ve sosyal çevreye yaklaştırmak gerekir.

17. Öğrenciye tatbik olunan ceza ne olursa olsun bir intikam mahiyetinde ve öğretmenin hiddetini teskin maksadıyla olmamalıdır.

18. Disiplinin temeli çocukları denetimli bir şekilde meşgul etmektir. Çocukların hareket etme ihtiyacının bu meşguliyetlerle giderilmesi ve yaş ilerledikçe bu meşguliyetlerin büyük kısmı öğretim olmalıdır.

19. Eğiticinin çocuk üzerindeki hakimiyet ve müdahalesi tedrici olarak azaltılmalı ve çocukların tam bir hürriyet içinde eğitilmeleri sağlanmalıdır.

20. İslam eğitimcileri çocuğa, öncelikle sevgi, saygı ve şefkatle yaklaşılması, hoşgörülü güzel örnek olunması ve iyi bir eğitim verilmesi noktasında görüş birliği içindedirler. Nitekim şu tavsiyelerde bu özellikler açıkça görülmektedir.

21. a- Önce iyinin iyi, kötünün kötü olduğu telkin edilmeli, öğretilmeli.

22. b- İyi işler yaptığı zaman yüzüne karşı takdir edilmeli.

23. c- Kötü davranışları varsa, bunlar başkalarından örnek verilerek kötülenmelidir.

24. d- İlk yaptığı olumsuz davranışları görmezlikten gelinmeli, ikinci defa tekerrür ederse, kimsenin olmadığı yerde ayıplanmalı ve başkalarının bunu duyması veya görmesi halinde ayıplanacağı söylenmelidir.

25. e- Hataları sebebiyle devamlı olarak azarlanmamalı.

26. f- Gizlice yaptığı mutlaka önlenmelidir.

27. g- Olumsuz davranışlarda ısrar ediyorsa inadı kırılmalıdır.

28. Hadisi şeriflerden ve İslam eğitimcilerinin tatbikatından anlaşıldığı üzere, çocuğun dövülmesi kaçınılmaz olduğu durumlarda;

29. a-Velisinin izni olmasına

30. b- Çocuk 7 yaşından fazla veya bâliğ olmasına

31. c- Dövme yalnız dini eğitim için olmasına

32. d- Sebep olan konunun öğretilmiş ve tatbik edilmiş olmasına

33. e- Daha önce ikaz edilmiş olmasına

34. f- Vurulacak miktarın hafif ve üç darptan fazla olmamasına

35. g- Çocuğun baş, yüz, karın ve kasıklarına vurulmamasına

36. h- dövme işi tahta, değnek ve kamçı gibi şeylerle değil de ancak elle, bükülü mendille veya ince çubukla olmasına dikkat edilmelidir.

37. Çocuğa ceza verilecekse bu ceza hiçbir zaman, çocuğu yiyecek ve içecekten menetme olmamalıdır.

38. Öğretmenin kızması ve gazabına göre hareket etmesi ne çocukların eğitimine fayda verir ve ne de onun kalbine huzur verir. Çünkü kızgınlık geldiği zaman kendi nefsini tatmin için Müslümanların çocuklarını dövecektir ki, bu da adaletli bir davranış değildir.

39. Dayak ancak kuru, merhametsiz ve cahil öğretmenlerden sadır olur.

40. Çocuğu azarlamada aşırılığa gidilirse, bu onu alışkanlığa sevk edecektir. Çocuk azarlama ve suçunun teşhir edilmesine alışacak olursa hayasızlığa sürüklenmiş ve kötü bildiği (ve bu sebeple de gizli yapmakta olduğu ) şeyler meleke kazanmaya teşvik edilmiş olur. Bu noktadan sonra, nefsinin alışmış olduğu yasak ve kötü davranışlara tevessül sonucu, gelecek azarlamaları dinlemek normalleşecek ve üzerinde etkili olmayacaktır. İbn Miskeveyh

41. Nitekim ağır tenkitler de fayda vermeyip, çocuğun hatalı oluşu kesinlik kazanınca, ona verilecek ilk dayak cezasının acı verecek şekilde olması, çocukta bundan sonrakilerin daha şiddetli olacağı hissini uyandıracaktır. Bunun aksine ilk vuruş hafif olursa, çocuk bundan sonrakilerin hafif olacağı zannına kapılarak artık dövülmekten korkmayacaktır. İbn-i Sina

42. Öğretmen bütün davranışlarını takva ölçülerine uydurmalı ve kendisini hesaba çekmelidir. Çünkü öğrenci öncelikle onun davranışlarına bakar, sonra söylediklerinden faydalanır. İmam-ı Gazali

43. Çocuğa oyun, eğlence ve dinlenme imkanının yeterli bir şekilde sağlanması lazımdır. Aksi takdirde devamlı surette derslerle meşguliyet, çocuğun “kalbinin ölüp, zekasının sönmesiyle” sonuçlanır. İmam-ı Gazali

44. Çocuk iyi hareketlerden dolayı herkesin gözü önünde mükafatlandırılmalı, yaramazlıklarına ise göz yumularak hemen azarlama yoluna gitmemelidir. El-Abderi

45. Öğrencilere sert davranmamalı, gençleri hakir görmemeli, onlara değer vermelidir. Öğrenciliğe yeni başlayanları da küçük görmeyip kızmamalı, ümitsizliğe düşürmemelidir. Onlara ilmi sevdirmeli, şefkat göstermeli, ilim öğrenmeye teşvik etmelidir. İmam-ı Gazali

46. Eğitim-Öğretimde öğrencilere ve özellikle küçük çocuklara sert davranmak ve onları cezalandırmak son derece zararlıdır. Çünkü baskı altında yapılan eğitim, öğrencinin heves ve neşesini yok ettiği gibi, onu tembelliğe de sevk edecektir. Kendini baskı altında hissettiği için, içindekileri açıklamaktan çekinerek riyaya ve ikiyüzlülüğe sürüklenir. Zamanla bu haller, onun için âdet ve karakter hüviyetine bürünür. Böylece ondaki insani meziyetler bozulur ve sonuçta, güzel huy, üstün meziyet kazanma melekesi kaybolur. Zira zulüm ve şiddet korkusu ile dürüstlük kazanmaya alıştırılan kişi, günün birinde baskıdan kurtulunca fazilet atmosferinden uzaklaşarak, çoğu kez rezalet yolunu tutar. İbn Haldun

47. Öncelikle öğrencinin fıtratı iyi bilinmelidir. Öğrenci eğer uyanık, zeki ve anlayışlı ise, dersini yavaş yavaş arttırmalıdır. Verilen bir konu veya ders iyice öğrenilmeden diğer konuya geçilmemelidir. Bir harfi veya kelimeyi bilmediği için öğrenci dövülmemeli, kolaylık sağlanmalıdır. Alâaddin Çelebi

48. İma etmenin tesiri daha büyüktür. Çünkü sertçe konulan yasaklar insanı daha çok kötülüğe teşvik eder. “Kişi yasaklanan şeye karşı hırslıdır.” Taşköprü zâde

49. Eğitim-Öğretimin temelinde sevgi yatmaktadır. Ama bu sevgi hiçbir zaman aşırı koruma veya aşırı hoşgörü seviyesine ulaşarak çocuğun sevgide boğulmasına yol açmamalıdır. İbrahim Hakkı

50. Ağır baskı ve dayağın, çocuğun kişiliğini ezmek, kendine güvenini yok etmek, yalana ve ikiyüzlülüğe sevk etme gibi kötü ahlaki sonuçlara yol açmasının yanında, bir takım psikolojik bozukluklara da sebep olacaktır.

51. Dayak, genelde atanı utandıran, dövüleni küçülten ve buna şahit olanları da en azından üzen bir davranıştır.Dayak bir anlık öfkeyle verilen, çoğu kez de amacını aşan bir ceza yöntemidir.Eğitici değeri oldukça az olan bu yöntemin sağladığı itaat geçicidir. Ancak çocuğu ikiyüzlülüğe, riyakârlığa sevk etmesi açısından, zararı kişilik ve karakteri bozması yönüyle oldukça büyük olacaktır.Bilinmelidir ki çocukların şeref ve haysiyetleri sanıldığından daha çok kuvvetlidir. Hiçbir çocuk ezilmesini ve şerefsiz durumuna düşmesini istemez.

52. Olumlu ve olumsuz etkisi birlikte düşünüldüğünde dayak cezası, “azarlama ve hakaret” cezasından daha uygun görünmektedir! Azarlama ve hakaret cezasının öğrenci üzerinde dayak kadar olumsuz etkiye sahip olması, olumlu etki oranında daha geride kalması, üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Bu dayak atılabilir demek değildir. Bilakis dayak gibi azarlama ve hakarette olmaması lazımdır.

53. Cezaların açıktan verilmesini emreden ayetlere bakıldığında bunları toplum ve fert için oldukça zararlı olan suçlar ( zina, hırsızlık, adam öldürme gibi ) oldukları görülecektir. Bu nedenle öğrencilere uygulanacak cezaların gizli olarak verilmesi görüşü daha doğrudur. İslam’da hataları örtmek bir fazilet olduğuna göre, öğrencinin diğer arkadaşları önünde cezalandırılması bu prensibe aykırıdır denilebilir.

54. Cezalandırmak eğitim ve öğretime katkısı olmayan bir davranıştır. Bu var olan çareleri araştırmayıp meselenin içinden kolayca çıkmak için başvurulan, faydası da tam manasıyla gerçekleşmeyen basit bir çıkış yoludur. Ancak gereken çaba, ilgi, sevgi ve ders vermemizdeki mükemmellik ve öğrencilere yaklaşmadaki üstün vasıflar, biz eğitimcilerde olduğu zaman cezalandırmaya gerek kalmayacak veya buna çok nadir başvuracağız.

55. Din eğitiminin fazileti ve bu ilmin faydaları öğrenciye yeterince anlatılmalı, öncelikle bir ideal verilmelidir. Öğrenci derse ısındırılmalı onu dersten soğutacak unsurlar ortadan kaldırılmalıdır. Ders öğrenciye güzel sözlerle, iyi bir ses tonuyla anlatılmalı, kıssa ve menkıbelerle süslenmelidir. Öğretmen derse hazırlanarak ve selam vererek girmeli, dersi zevkle işlemeli, aktüaliteyle bağlantı kurabilmelidir. Başarılı öğrenci mükafatlandırılmalı, başarısız öğrenci ile daha çok ilgilenilmeli çalışmaya teşvik edilmelidir.
Bu yazıya yazılan yorumlar.
Bu yazıya henüz yorum yazılmamış.


Yorum yazmak için üye olmanız gerekmektedir.



Gurme||Orhangazi||Orhangazi Köyleri
||Orhangazi Firma Rehberi||Orhangazi İş İlanları